23/3/2007 - Loves Intorelable Pain
Bizim gölgede kalan tarafımızı reddedişimiz çoğunlukla bize karşı duruşunu sağlayacaktır
Onun ölmeye ihtiyacı yoktur ve sadece beynini uçması için özgür bırakır
Ya aşkın dayanılmaz acısı bizi hiç terk etmezse?
hayatının bu dünyadaki izi ne olacak?
Ya şimdi benim karanlık sanatım senin bedeninle ne yapacak?
Şimdi muhteşem bir şafakta tanrılar gibi yanyana yürüyoruz
Ya sevmemen gereken birisini seversen?
Ölen babanın senin için söyleceği son kelimeler ne olacak?
Ya şimdi genç aşıkların makyajları tamamlandı mı?
Ya aşkın dayanılmaz acısı bizi hiç terk etmezse?
Kanayan kalplerimizi yalnızlığın kayalarına çarpmalı mıyız?
Ve yukarıda hiddetle sırtını dönmüş lordlar için ağlamalı mıyız?
Kalpten
Kardan Kalpten
Buz Gelir
Ve Aşağıda Bir Yerlerde Parçalanır
Ruhtan
Aşkı Ses Olan Ruhtan
Soğuk Gelir
Ve Aşağıda Biryerlerde Donar
MY DYING BRIDE
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/3/2007 - Zakkum - Yaralısın

yalnizsin, kuslara hasret bir korkuluk gibi unutulacaksin, hic okunmamis eski bir kitap gibi yorgunsun, artik murekkep tutmaz bir defter gibi yikilacaksin, yirtip atilan son bir mektup gibi
yaralisin ve yarali kalacaksin geceleri yataginda yarana sarilacaksin
yalnizsin, yapraklarin orttugu eski bir sokak gibi kuskunsun, baliklarini kiyiya vuran bir okyanus gibi yagmursuzsun, hikayesi eksik bir ihtiyar agac gibi anlamsizsin, cocuklarin korktugu bir donme dolap gibi
yaralisin ve yarali kalacaksin geceleri yataginda yarana sarilacaksin
yalnizsin.. korkuluk gibi.. yorgunsun.. istanbul gibi.. yikilacaksin.. bir duvar gibi.. unutulacaksin.. her yalniz gibi..
yalnizsin.. bir bedel gibi.. yorgunsun.. istanbul gibi.. kuskunsun.. bir cocuk gibi.. unutulacaksin.. her yalniz gibi..
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - My Dying Bride - The Crown Of Symphaty

See the light and feel my warm desire, run through my veins like the evening sun. It will live but no eyes will see it. I'll bless your name before I die.
Işığı gör ve sıcak arzumu hisset, Akşam güneşi gibi damarlarımdan geçerek akıyor. Yaşayacak ama gözler onu görmeyecek Ben öldükten sonra senin adın kutsanacak
No person in everything can shine, yet shine you did, for the world to see. All a man hath will he give for life? For life that's lost bleeds all over me. I'd fallen before but it never hurt like this. Don't leave me here to crawl through the mire.
hiçkimse herşeyde parlayamaz..fakat sen parladın,dünyayı görmek için bütünüyle bir adam o,yaşam için verecek mi?yaşam için heryerimdeki kanlar kayboldu.
daha önce düşmüştüm ama asla o yara buna benzemez.çamur boyunca emeklemek için beni burada bırakma
I'm without fault before the throne of god. Take from me the crown of sympathy. What do you think you'll see? What do you think there will be? Sit down! Did you see the sun? What will we become? Great ones?
Tanrının saltanatından sonra hatasızım Benden şefkat saltanatını alıyor Ne göreceğinimi düşünüyorsun? Ne olacağınımı düşünüyorsun? Otur! Güneşi gördün mü? Biz ne olacağız? Ulu bir şey mi?
The mouths that dare not speak his name, behold them, raised, complete and fine. The battle for our lives is oh, so brief. Take my hand and please walk with me. When I was young the sun did burn my face. I let its love and warmth wash over me. The melting voice of many, in the hush of night. Whispering tongues can poison my honest truth.
Onun ismini söylemeye cesaret edemeyen ağızlar, Olanların farkında, tamam ve ustaca. Savaş yaşamımız için oh, böyle kısa. Ellerimi tut ve lütfen benimle yürü. Ben gençken suratımı güneş yaktı. Onu sevmeliyim ve sıcaklık üzerimi yıkıyor Gecenin sessizliğinde kaybolan sesler Fısıldayan diller benim dürüst gerçekliğimi zehirleyebilir
Come dress me with your body, and comfort me. I dreamt of a dead child in my sleep. I wear a terrible mark in my head. my clean, white bed. It calls to me. I must lie down. and I want you to lay with me, in sympathy. No sad "adieus" on a balcony. For one last time, just walk with me. At the beautiful gate of the temple, we must be saved. For deadened, icy pain, covers all the earth.
senin vücudunla giydir beni ve rahatlat beni Uykumda ölü bir çocuğu hayal ettim Kafamda iğrenç bir işaret taşıyorum Temizim, yatak beyaz. Beni çağırıyor. Yatmalıyım ve benimle yatman için seni istemeliyim, şefkatlice. Balkonda acı "elveda" demek yok Son bir an için, sadece benimle yürü Tapınağın güzel geçidinde Biz kurtarmalıyız, hafifletmek için, Buzlu acı, bütün dünyayı örter.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - Sentenced - Grave Sweet Grave
Cenazemi binlerce kez gördüm rüyamda Çok güzel... Şimdi gece çöküyor ve beni bir kez daha bu rüyaya sürüklüyor...
Yıldızlar yok bu gece, hepsi sönmüş Pırıltısını savuracak bir ay yok bu gece ...Sadece bir alev yolumu aydınlatan...
İkisi ayaklarımda, ve ikisi başımda İkisi taşıyor beni ellerimin altında
Sonsuz uyku, barış veriyor bana ve sonsuz özgürlük getiriyor Yapılacak birşey yok artık Yaşanacak birşey kalmadı benim için
Tüm hayatım boyunca bu sonsuz gece için bekledim ve şimdi zamanı geldi... Az sonra indirecekler beni buz gibi toprağa
İkisi ayaklarımda, ve ikisi başımda İkisi taşıyor beni ellerimin altında
...ve yakında beklediğim an gelecek işte o zaman şafak artık rüyalarımı çalamayacak...
İkisi ayaklarımda, ve ikisi başımda İkisi taşıyor beni ellerimin altında Mezarım güzel mezarım - Eve hoşgeldin diyorsun bana Mezarım güzel mezarım - Şafak vaktine dek senin olacağım
(şafak bundan sonra rüyalarımı çalmayacak)
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - Başıbozuk - Bizden Geçti
hep acılar büyüttük biz enkazlardan çıktık çürümüş anılardan nöbetlerden bıktık kirlendi ellerimiz öldü artık deniz ölüyor gökyüzü
bizden geçti sizden ne haber kanıtlayabilirim size öldüğümü
lambalar yandı saklandılar ışıklardan hep korktular neyi var kaybedecek onlar hep kazandılar
sevdik küçük kurtçuklar besledik kalbimizde kimler kırdı seni yok et hepsini
bizden geçti sizden ne haber kanıtlayabilirim size öldüğümü
cesedimi ilaçladılar göz yaşlarıyla onlar beni çok sevdiler hep gittiler bıraktılar bittiler
bizden geçti sizden ne haber kanıtlayabilirim size öldüğümü
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - Dark Tranquillity - Hedon

HEDON
Ne kadar da aç (açgözlü) olmaya başladık Geride düzeni bozulmuş dünyaları Dörtnala terk eden kıyametin ayakları Üzerinde beslenen haysiyetsiz çıplak hayvanlar gibi!
Sözcükten sözcüğe, bir sözcüğe ulaşıyorum İhtiras (tutku, öfke, hırs) içindeki kültürlere yayılan. Tutkulu güneşe dillerini uzatan Çöküşün (yıkımın) içine işlediği Kıpkırmızı kitleler. Peki, gelecek hala belli mi? Sonra, eşekarısı, arı kovanı gibi karanlık kalplerimize girsin İçerdeki sonu dışarı çıkarmak için.
Lanetli (güvenilmez) ve siğilli kalplerimizden Yayılan uyarılara (sonu haber veren borulara) İhtiyacımız yok.
# Nihilist? Hedon? Yaşamlarının paha biçilmez sanatı (olan) ıstırap, Onların kafalarına yerleştirilmiş bir kanat. Deri'nin derinliklerine in; sonsuz acımızı Senin titreyen kollarındaki çukura gömdük. #
Hedon! Senin çocukların vahşi ve ölümle dolu.
# Acımasız gözlerimizdeki Jüpiter: vücutlardan ve altından oluşmuş bir cehennem. # Açgözlülük, Senin yüzünün bir parçası ve (taşına) deri'ne yerleştirilmiş bir hastalık gibi; Acının kapaklarını açmak (sebest bırakmak) için Çift eşeyli döl yatağından yüklenen Şarap zerresi gibi.
Hedon! İnsan sonrası (ölüm-ötesi) gölgelerde durulanmış Zamanın dişleriyle küçük gördüğü bir başyapıt. Yalvartıcı ateşle yüklenmiş Sırların bitkin yüzlü koruyucusu. Havariyi devlerin mezarlarının üzerindeki Çiftleşme noktasına taşıyan orospu.
Sana bakıyoruz ve korkuyoruz Aslında ne olduğumuzu görmekten.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - Riverside - After
Riverside - After
I can’t take anymore I can’t breathe I’m sick of this goddamn darkness, Sick of sadness and tears I throw it all up every single day Together with last night’s dinner I have lost myself completely I have convinced myself I am someone else For God’s sake, I need to be real I need touch I need... people? I have to turn my life around... But... I will still be myself, won’t I...?
Diyor ki efendim...
Daha fazla kaldıramıyorum... Nefes alamıyorum... Bu soğuk karanlık, Her gün döktüğüm damda damla gözyaşları ve üzüntülerim beni hasta ediyor... Son akşam yemeği ile birlikte Kendimi tamamen kaybettim Kendimi başka birisi olduğuma inandırdım Tanrı aşkına Gerçek olmaya ihtiyacım var Dokunmaya ihtiyacım var İnsanlara... İhtiyacım var? Ama.. Yine de hala kendim olacağım... Değil mi?...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - PJ Harvey - The River

And they came to the river And they came from the road And he wanted the sun Just to call his own And they walked on the dirt And they walked from the road 'Til they came to the river 'Til they came up close
Throw your pain in the river Throw your pain in the river Leave your pain in the river To be washed away slow
And we walked without words And we walked with our lives Two silent birds circled by
Like a pain in the river And the pain in the river And the white sun scattered Washed away this slow
And we followed the river And we followed the road And we walked through this land And we called it a home But he wanted the sun And I wanted the whole And the white light scatters And the sun sets low
Like a pain in the river Like a pain in the river Like a white light scatters To be washed away slow
Like a pain in the river Like a pain in the river Like the way life scattered To be washed away slow
Çeviri
Ve onlar nehire geldiler... Ve onlar yoldan geldiler... Ve o güneşi istedi... Sadece onun olsun diye... Ve onlar pisliğin üzerinde yürüdüler... Ve onlar yoldan yürüdüler... Nehire varana kadar... Nehire yakınlaşana kadar...
Acını nehire fırlat... Acını nehire fırlat... Acını nehire bırak... Yavaşça yıkanıp gitsin diye...
Ve biz kelimeler olmadan yürüdük.... Ve biz hayatlarımızla yürüdük... İki sessiz kuş kendi etrafında döndü...
Nehirde bir acı gibi... Nehirdeki acı... Ve beyaz güneş dağıldı... Bunu yavaşca uzaklaştırdı...
Ve biz nehri takip ettik... Ve biz yolu takip ettik... Ve biz bu kıta boyunca yürüdük... Ve onu ev diye adlandırdık... Ama o güneşi istedi... Ve ben hepsini istedim... Ve beyaz ışık dağıldı... Güneş yavaşça battı...
Nehirde bir acı gibi... Nehirde bir acı gibi... Dağılmış hayatlarımızın yolu gibi Yavaşca yıkanıp yokolacak...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2007 - Dark Tranquillity - Lethe
Lethe, Yok eden (dağıtan, eriten) sıvından ver içmek için bana Ve boş ve güçlü unutkanlığın tatlı merhemini ve lütfunu ödünç ver bana;
Yakın tut beni. (İçten-samimi sarıl bana) Gökyüzünden (Cennetlerden) hızla ayrılırken, Gece boyunca hızla ayrılırken Çöz (Açığa çıkar) yıldızları. Sen, kılıcım ve ipim (darağacım) olduğun için (sen) benim Lethe'msin.
Kobalt akımlarında Yanan anıları delmek, parçalamak için Kalbime saldırdın sen. Beni tekrar öldürmek için Pençe gibi parmaklarınla Acının keskin bıçak darbeleri içinde Damarlarımı temizle.
Çal beni, al (işgal et) beni ve yükle (suçla) beni yine! Yandığım ve (soğuktan) titrediğim için (...'nın her hareketiyle) Her hareketinle yak beni.
Böylece temizlendim bir projektörle. Boş ve güçlü unutkanlığın tatlı merhemi ve lütfuyla Öpülmüş (okşanmış) Yeniden işlenmiş ve yenilenmiş görünüyorum.
ethe, Benim tek arkadaşım ve rehberim! Yakın tut beni (İçten-samimi sarıl bana). Senin parmaklarınla boğulurken, Senin aşkınla boğulurken Nefret ettiğim yaşam sen olduğun için (sen) benim Lethe'msin.
Gözlerimdeki alevlerle ve üstümdeki okyanusla Tutkulu özlemlerde (iç geçirme) sürükle ben! Ve bana (...'sız) sensiz yaşayabileceğim bir hayat bağışla!
Bir kadinin giyebilecegi en guzel giysi, sevdigi erkegin kollaridir. Ben,öyle bir mutluluga ulasamayanlar için moda yapiyorum."
LETHE
Lethe, Yunan Mitolojisinde alegorik unutma tanrıçasıdır. Nefret, Fesat, Kin ve Kavga tanrıçası Eris’ in kızıdır. Unutmak, geçmişin izlerini ve acılarını silmek anlamına gelir. Lethe aynı zamanda bu tanrıçayla özdeşleştirilmiş olan bir nehrin adıdır. Bu nehir ölüler ülkesi Hades’ teki unutma nehrinin adıdır. Lethe hakkında pek çok sanat eseri yapılmış olsada Mitolojide pek adı geçmez.
Lethe Nehri, Hades’e gelen ölülerin üzerinden geçerken geçmişlerini unuttukları ve buradaki sonsuz hayatlarına sıfırdan başladıkları nehirdir. Dolayısıyla geçmiş yaşamın acı tatlı izlerini ve hatıralarını siler geçer Lethe.
Şarkıdaysa şöyle bir olay hakim; grubun gitaristi Niklas Sundin in imzasını taşıyor parça ve elemanın zamanında yaşadığı ve kendisine psikolojik yönden çok koyan bir ayrılığı anlatan bir şarkı. O kişiyi unutmak istediğini, unutmak istemediğini bilmesine rağmen haykırıyor ama unutmak istemediğini kendisine bile itiraf edemeyecek kadar kısır bir döngüde. Lethe’ den yardım istiyor ve şarkı ‘’ umarım bir gün sensiz bir hayata alışırım’’ diye bitiyor
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Neden siyah? Tabi binlerce nedeni olabilir... Dünya üzerinde hayatlari boyunca siyah giymeye karar vermi$ binlerce ki$i olmali. Benim de onlardan bir farkim yoktu bugune kadar. Nedenler o kadar da onemli degil. Nedenlerin degil, siyah rengin bir $ekilde bulu$turdugu insanlardik biz. Oncelikle karamsarlik ve umutsuzlugun simgesiydi siyah. Evet, bu nedenle giydim. Sonra geceye kari$manin ve $iddetin rengiydi. Bu nedenle de giydim. Sonra renkli insanlarin yaninda entelektuel olani gosterirdi siyah. Pembe kazak
Kategoriler
Arkadaşlarım
|