Sizofrenik Semptomlar...

5/3/2007 - Rotting Christ - Theogonia Albüm Kritiği

 

Bu seneye ait en iyi albümlerden olduğunu düşündüğüm Theogonia heralde artık kendilerini tekrar etmekten başka bir şey yapmayacaklar dediğim Rotting Christ’in beni direk morartmış olduğu bir albüm oldu. Daha önce denemedikleri bir tarzı deneyip süper bir albümle geri dönen Rotting Christ A Dead Poem ve Non Serviam’dan sonra kanımca en iyi albümünü yaptı. Rotting Christ hakkında genel bir bilgi vermek gerekirse piyasadaki en iyi Black Metal gruplarından olduğuna inanmışımdır her zaman. Ancak saf black metal de yapmıyorlar aslında. Genelde Marduk’la fln karşılaştırılır ama ben çok benzetemiyorum Marduk’a. Marduk’tan daha melodik bulurum Rotting Christ’i. Zaman zaman şarkılarına epic, gothic hatta fol ögeler sokuşturarak black metali canlandırdıklarından dolayı gözümdeki yerleri farklıdır. DVD’sini izlediğim In Domine Sathanas konserinde de sahnede ne kadar canlı olduklarını görmüş oldum. Nisan’da ülkemizi tekrar ziyaret edecekler ve ben hararetle bekliyorum gelmelerini. Rotting Christ Yunanlı bir grup. Ayrıca acayip derecede Türk dostu bir grup zira 2-3 ayda bir Türkiye’ye konsere geliyorlar J  

 

Şu anki kadrosu Sakis Tolis ,George Bokos, Andrias Lagios , Themis Tolis şeklinde olan grubun son albümü Theogania’ya gelince Theogania en bilinen mitoloji kitaplarından birisidir, ki tanrıların doğuşunu anlatmaktadır. Şarkı sözleri de bu doğrultuda biraz epic bir hava kazanmıştır bu albümde.

 

10 Şarkıdan oluşan albümün kanımca en sağlam parçası tulum ritmleri taşıyan Nemecic ve Enuma Elish’tir. Ama en gaz parçayı soracak olursanız kesinlikle Gaia Tellus derim. Rotting Christ’in klasik tarzını korduğu sadece yeni eklemelerle insanın yerinde durmasına engel olan bir parça olmuş Gaia Tellus. Helios Hyperion bu albümün en Rotting Christ vari parçası olmuş sanırım. Eski albümlerindeki tadı bu parçayla alabiliyorsunuz. Yalnız Rotting Christ’in bu albümü ile ilgili küçük bir karışıklık da söz konusu J Albümü internetten paylaşıma sunan arkadaş taglamayı yanlış yaptığından dolayı herkes parça isimlerini farklı biliyor. Önerim şarkı isimleriyle şarkı sözlerini karşılaştırarak taglamayı düzeltmenizJ Doğru Tracklist şu şekildedir:

 

 

01.the sign of prime creation
02. keravnos kivernitos
03. enuma elish
04. gaia tellus
05. helios hyperion
06. nemecic
07. he, the aethyr
08. phobos' synagogue
09. rege diabolicus
10. threnody

 

Toparlayacak olursam bence Rotting Christ çok iyi bir işe imza attı bu albümle ve kesinlikle dinlenmesi gereken bir albüm. Hem black metal sevenlerin dinleyebileceği kadar sert, hem melodic müzik sevenlerin dinleyebileceği kadar melodic, gayet hoş bir albüm olmuş Theogonia. Fazlasıyla görkemli…İyi Dinlemeler…

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/3/2007 - Dark Tranquillity - Fiction Albüm Kritiği

 

Ve işte yılın albümünün promosunun düştüğü an… Herkes heyecan içinde albümün inmesini bekliyor… Dark Tranquillity gibi melodic death metalin efsanesi olmuş bir grubun, hele de artık çokdan yeni albüm yapma zamanı gelmiş olan bir grubun yeni albümü çıkmış, kıyamet kopuyor tabi haliyle… E biz de indiriyoruz hararetle… İçten içe yeni bir the gallery aradığımı ancak bu konuda hüsrana uğrayacağımı bile bile  indiriyorum albümü ve evet yeni bir the gallery değil belki albüm ama yeni bir character olabilir… Melankoli düzeyini düşük tutup gaz düzeyini üst düzeye çıkarttıklarından dolayı bana character havası verdi bu albüm bana… İlk dinlenildiğinde insanda nasıl bir albüm olduğu izlenimini pek bırakmayan bir albüm olmuş sanırım, çünkü ilk dinleyişimde sadece hımmm diyip boş boş dinledim albümü eheh.. İnsan dinledikçe tat alıyor…

Biraz da Dark Tranquillity hakkında yorum yapayım… Aslında yorum yapmaya hiç yerek yok… Melodic death metalin tartışmasız en büyük isimlerinden biri olan grup vokali Mikael Stanne sayesinde de aşmıştır… Grup elemanları mikael stanne(vocals), niklas sundin lead&rthym gitar, anders friden(bass), anders jivarp (drums), redrik johansson lead&rthym gitar hepsi ayrı ayrı aşmış insanlar olup bir araya gelince ortaya dark tranquillity gibi bir grup çıkmıştır…. The gallery gibi uçmuş bir albüme ve Lehte, auctioned, hedon, the enemy ve sayamayacağım sayısız hayvani şarkıya imza atmış bi grup olarak da benim için ve bir çok insan için vazgeçilmezdir… Büyüklüğü tartışılmazdır

Albüme gelecek olursak albüm  ilk dinleyişte dark tranquillity’nin diğer albümleriyle karşılaştırdığında orta şekerli bir albüm olarak gözüktü bana… Diğer olağanüstü albümleriyle karşılaştırınca, zaten büyük grupların en büyük sorunu olan durum ortaya çıkıyor, bir kere iyi bir iş yapınca hep onu geçmek gerekiyor ama dark tranqullity bu albümle bunu yakalayamamış bence… Evet diğer melodic death metal gruplarıyla karşılaştırınca bu albüm byüzlercesine on basacak bir albüm ama dark tranquillity’nin diğer şarkıları ile karşılaştırınca ben efsane olabilecek bir şarkıya rastlayamadım bu albümde… Yine de büyük keyifle ve gazla dinleniyor albüm… 10 şarkıdan oluşan albümü biz zaten piyasaya ilk çıkan şarkı olan Focus Shift ile biraz tanımıştık… Ben Focus Shift’i dinledikten sonra az çok tahmin etmiştim albümün çıkış parçasının durumundan albümün fazlasıyla gaz bir albüm olacağını… Aynen de öyle olmuş, hızlı melodiler az clean vokal ve az bayan vokal… Albümde benim gözüme en çok çarpan parça The Mundayne and The Magic oldu… Belki de biraz Of Melancholy Burning havası verdiği için olabilir bunun sebebi… Bu adamlar bu müziğe bir türlü yakıştıramadığım bayan vokal olayını öyle iyi kullanıyorlar ki kulağıma bir şekilde hoş geliyor…

Albümün göze çarpan bir diğer parçası the lesser faith akılda kalıcı melodisiyle insanı kendinden geçiriyor… Ağırlıklı brutal vokaller melankoli düzeyi azaltılıp gaz düzeyi arttırılmış bir albüm…

Blind At Heart albümün sağlam toplarından birisi, hatta albüm adının bu olması bekleniyordu ancak sonradan albüm fiction ismiyle çıktı…

Empty Me adı dolayısıyla ilgimi fazlasıyla çekip ilk gözüme çarpan şarkı olmuştu… Dark tranquillity ne zaman boşluktan bahsetse iyi bir şeyler çıkar ya bu şarkıda da öyle olmuş… Derinden gelen muhteşem bir piyano solosuna sahip şarkı yine albümün iyi şarkılarından bir tanesi…

Misery’s Crown muhteşem sözlere sahip bir parça, there’s a thousand reasons ton ever share again dediği an bittiğim an oldu zaten… Clean vokallerin harika kullanıldığı şarkı favorim olmaya aday bir şarkı yine…

 

The Particle Storm ilk dinlediğimde bu şarkı bir şarkıya benziyor, dilimin ucunda şimdi çıkarıcam galib izlenimiyle dinlediğim, bana bu duyguyu yaşatan, eski dark tranquillity şarkıları havası aldığım bir şarkı oldu... Ama nedense hiç bir şarkıya da benzetemedim o ayrı... Çok başarılı bir giriş solosu var her zaman olduğu gibi... Duraklamalar, hızlanmalar tam yerinde...

 

Kısacası albüm Character kıvamında gayet hızlı ve gaz, şiddetle dinlenesi bir albüm olmuş ancak ve ancak Dark Tranquillity’nin muhteşem şaheserleri ile karşılaştırıldığında henüz az dinlemiş olmam sebebiyle de olabileceğine inanaraktan bir şaheser olabilecek parçaya rastlamamış olduğumu ekleyerek tüm diğer melodic death grupları ile karşılaştırıldığında Dark Tranquillity’nin bu işin kralı olduğunu söyleyerek bitiriyorum… Çok karışık mı oldu ne son cümle ehue neyse dinleyiniz dinlettiriniz efendim, bol bol kafa sallayınız… Dark Tranquillity amcalara bize bu zevki tattırdıkları için teşekkür ediniz…

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/3/2007 - Antimatter - Planetary Confinement Albüm Kritiği

 

Aslında ben yeni bir albüm kritiği yapmayı düşünüyordum ama sonradan aklıma insanların Antimatter hakkındaki önyargıları gelince Antimatter albümünün kritiğini yapmaya karar verdim. Benden tam da beklenildiği gibi bunalım bir albüm seçtim kendime. Antimatter hakkında bilgi vermek gerekirse grubun ana elemanı Duncan Peterson eski Anathema üyesi. Anathema’nın bir çok vurucu şarkısının sözlerinin de yazarı aynı zamanda. İnsanların Antimatter’a olan önyargısının sebebi belki de kitlelerin sevmiş olduğu bir grubun dağıtılmasına ya da en azından sallanmasına sebep olmuş olması olabilir. Ancak Duncan Peterson’un altında ezilmemesi gerektiğini düşündüğüm grubun diğer elemanı Michael Moss’un da bu albüm de yeri çok büyük.  Grup son olarak da Anathema’dan ayrılan Danny Cavanagh’ı da kadrosuna katarak tamamen Anathema yan projesi gibi olmuştur insanların gözünde. Aslında çok da yalan değil. Albümleri akustik Anathema tadında.

 

Albüme gelecek olursak 2005 çıkışlı olan bu albüm daha ilk parçasından ne olduğunu gözler önüne seriyor zaten. Albümle aynı adı taşıyan Planetery Confinement parçası albümün introsu niteliğinde. Sadece solo piyano melodilerinden olan bu parçayı dinlerken neden bu kadar kısa sürdüğünü düşünüyor insan ister istemez. Albümdeki şarkıların bir kısmında bayan vokallerden destek alınmış ki normalde bayan vokal olayının artık çok cıvıtıldığını, her yere sokuşturulduğunu falan düşünmeme rağmen Antimatter şarkılarına çok uyumlu bir vokal kullanıldığını düşünüyorum. Solo piyano ve akustik riffler, depresyon yaratabilecek, ağır tahribatta sözler ve uygun bir bayan vokal, insanı başka dünyalara götürebiliyor.

 

Toplam 9 parçadan oluşan bu albümün kanımca en bomba parçası 4. parça olan Epitaph isimli parçadır. Epitaph mezar taşı yazıtı anlamına gelmekte ve bu şarkıyı her dinlediğimde aklıma aynı şeyleri getirmekte. İnsan dinledikçe gerçekten de şarkıda söylenildiği gibi içinde sadece hayal kurulabilecek bir oda boyamak istiyor kendine.

 

Albümün bir diğer sağlam parçası olan Eternity Part 24 zamanında Anathema’nın Destiny parçasının devamı olarak düşünülmüş ancak kısmen Antimatter’ınmış demek ki... Tamamen enstrumantal bir parça olan Eternity Part 24 gitar arpejleriyle başlayıp insanın şarkı bitene kadar içine girdiği atmosferden kopmasına engel olabilen bir parça.

 

Albüm bir adet de cover içermekte. Trouble grubuna ait olan Mr White kanımca şarkının güzelliğine yakışacak bir şekilde coverlanmış

 

Toparalayacak olursam Antimatter’ın bu albümü bence ön yargıları hak etmeyen ve kesinlikle dinlenmesi gereken bir albüm. Tahribat yaratabileceği gibi, tahribattaki bünyelere iyi gelebileceğini de düşünüyorum ben nedense... Grubun bundan sonra ne yapacağı bilinmez ancak umarım bu çizgilerini kaybetmezler ve bir çok iyi grubun içine düştüğü popülerleşme sevdasına kapılıp tarzlarını bozmadan oldukları yerde devam ederler... Hepinize iyi dinlemeler.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



/>

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Neden siyah? Tabi binlerce nedeni olabilir... Dünya üzerinde hayatlari boyunca siyah giymeye karar vermi$ binlerce ki$i olmali. Benim de onlardan bir farkim yoktu bugune kadar. Nedenler o kadar da onemli degil. Nedenlerin degil, siyah rengin bir $ekilde bulu$turdugu insanlardik biz. Oncelikle karamsarlik ve umutsuzlugun simgesiydi siyah. Evet, bu nedenle giydim. Sonra geceye kari$manin ve $iddetin rengiydi. Bu nedenle de giydim. Sonra renkli insanlarin yaninda entelektuel olani gosterirdi siyah. Pembe kazak

Kategoriler

Arkadaşlarım

 
Web Sitede Ara
Free Hit Counter
20.07.2006