26/4/2007 - ..
ÖLÜMCÜL HASTALIK UMUTSUZLUK
“Ve kum saati, dünyanın kum saati boşaldı ve yüzyılın tüm gürültüleri sustu; çılgın ve kısır çabamız bitti, yakınlarına gelince, sonsuzlukta olduğu gibi– erkeğin veya kadının, zenginin veya yoksulun, kölenin veya efendinin, mutlunun veya mutsuzun olduğu gibi– herşey sessizlik içindedir; başın ister tacın parıltısını taşısın ister basit insanların arasında kaybolsun, ister yalnızca günlerin sıkıntılarına ve alınterlerine sahip ol, ister dünya durduğu sürece ünün yüceltilsin, ister isimsiz ve unutulmuş olarak sayısız kalabalıkların içinde kaybol, ister seni kaplayan bu görkem tüm insansal betimlemeleri aşsın, ister insanlar, ne olursan ol seni yargıların en acısı, en alçaltıcısı ile vursunlar, sonsuzluk milyonlarca benzerinden her biri için olduğu gibi senin için de tek bir konuda bilgiyle donanacaktır: Yaşamının umutsuz olup olmadığı ve umutsuzsa bunu bilip bilmediğin veya bu umutsuzluğu bir korku gizi gibi, suçlu bir aşkın meyvesi gibi içine sokup sokmadığından veya umutsuz olarak ve diğerlerine nefret duyarak öfkeye kapılıp kapılmadığın konusunda. Ve eğer yaşamın yalnızca umutsuzluğu taşıyorsa gerisinin hiçbir önemi yoktur! İster zaferler isterse yenilgiler söz konusu olsun, senin için herşey kaybedilmiştir, sonsuzluk seni artık hiç içine almaz, seni hiç tanımamıştır veya daha da kötüsü seni tanırken seni kendi ben’ine, umutsuzluğun ben’ine çiviler!”
SOREN KIERKEGAARD
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/4/2007 - Borderline
BPD SINIRDA KISILIK HASTALIGI KARAKTERISTIKLERI SUNLARDIR;
BPD SINIRDA KISILIK HASTALIGI OLAN BIR SEVDIGINIZ MI VAR?
- Gercekten ne dusundugunuzu, duygularinizi onun reaksiyonlarindan cekindiginiz-korktugunuz icin sakliyor musunuz ve de korkunc munakasaya degmez, hele munakasadan sonraki yaralanmis duygulari yasamaya hic degmez mi diyorsunuz?
- Bircok defa sanki yumurta kabuklari ustunde yuruyormuscasina korkuyor ve ne yapsaniz, ne soyleseniz nasil olsa bir sekilde carpitilip, onun tarafindan size karsi kullanilacagini mi dusunuyorsunuz?
- Iliskinizdeki kotu olan, yolunda gitmeyen hersey icin siz mi suclaniyorsunuz ve tenkit ediliyorsunuz - hem de hic mantikli olmadigi halde?
- Hicbir mantikli aciklamasi ve nedeni olmaksizin yogun ve vahsi ofke nobetlerinin merkezi oluyorsunuz ve hem de bu ayni insan harika sekilde mantikli, sevecen ve normal de mi davraniyor?
- Onun sizi yonettigini, kontrol ettigini ve hatta size bazen yalan soyledigini mi dusunuyorsunuz?
- Sevdiginiz bu insanin sizi ya hepten iyi veya hepten kotu olarak gordugune ve ikisi arasinda hic gormedigine mi inaniyorsunuz? Keske eskiden oldugu gibi davransa, yine beni sevse ve yine benim mukemmel oldugumu dusunse ve hersey harika olsa mi diyorsunuz?
- Oteki insanin adeta 2 kisilikli oldugunu mu dusunuyorsunuz; bir dakika seven,anlayisli bir kisi; bir anda zor taniyabildiginiz dusmanca birisi. Ve hangisi gercek diye merak ediyorsunuz. Bu kotu donemin gecici oldugunu dusunuyor gececegini umuyorsunuz---ama gecmiyor. Sanki duygusal bir inis cikistasiniz surekli - yuksek cok yukseklerdesiniz hersey inanilmaz guzel ve de aniden diplere daliyorsunuz ve hersey umitsiz, depresyon yasiyor ve var oldugunu, sahip oldugunuzu sandiginiz iliskiye yas tutuyorsunuz.
- Iliskinizde neler istediginizi soylemeye korkuyorsunuz cunku cok fazla talebiniz oldugunun soylemesinden, cok fazla sey istediginizin soylemesinden veya sizde garip birseyler oldugunun soylemesinden korkuyorsunuz. Size ihtiyaclarinizin normal olmadiginin ve onemli olmadiklarinin soylemesinden korkuyorsunuz.
- Yavas yavas realiteyle iliskiniz mi kopuyor diye merak etmeye baslarsiniz cunku karsinizdaki kisi sizi hep asagilar veya sizin gorus ve isteklerinize asla onem, deger vermez, kabul etmez. Dahasi , bu insan baskalarinin yaninda harika davranir, dolayisi ile siz neler oluyor anlattiginizda kimseler size inanmaz.
- Yaptiginiz hic birseyin dogru olmadigi hissine kapilirsiniz ve oteki kisinin istediklerini yapmayi basardiginizda aniden onun beklentileri degisiverir. Kurallar surekli degiskendirler ve siz ne yaparsaniz yapin asla kazanma sansiniz yoktur. Kendinizi aciz ve tuzaga- KAPANA sikismis gibi hissedersiniz.
- Hic yapmadiginiz seyleri yapmakla suclanirsiniz; hic soylemediginiz seyleri soylemekle suclanirsiniz. Cogunlukla hic anlasilmadiginizi dusunursunuz ve izah etmege calistiginizda, size inanmaz.
- Hep asagilanirsiniz ama siz terk etmek isteyince de bu kisi sizi bircok sekillerde gitmekten alikoymaga calisir---askini ilan etmek , degisme sozleri vermek, aleni tehditler, mesela “cocuklari asla goremeyeceksin” ve “seni benden baska kimse sevmeyecek’ gibi tehditler savurur.
- Sosyal gezmeler, davetler vs dahil hicbir sey planlayamazsiniz cunku onun ruhsal inis cikislari, ani davranislari, beklenmedik davranislari vardir. Bazen onun bu davranislari icin baskalarina bahaneler yaratmak, mazeretler bulmak icin bile kendinizi bu davranislarin normal olduguna inandirirsiniz.
- Bu listeyi okudunuz ve kendi kendinize “Aman Allahim, baskalarinin da ayni seyleri yasadiklarini ve SEVDIGIM kisideki hastaligin, bunun bir adi oldugunu bilmiyordum “ diyorsunuz su anda. Iste bu kisinin hastaliginin adi BORDERLINE PERSONALITY DISORDER=SINIRDA KISILIK HASTALIGI yani BPD.
BPD OLDUGUNU GOSTEREBILEN DUSUNCELER;
BU KISIDE SU DUSUNCELER VAR MI?
- Insanlari ya kusursuz veya seytan olarak mi goruyor sadece? Cok kotu, seytan olarak gordukleri insanin iyiliklerini hatirlamakta gucluk mu cekiyorlar?
- Gozlerinde kisi adeta bir kahraman oldugunda, bu kisi hakkinda negatif olan hicbir seyi hatirlamiyorlar mi?
- Baska insanlari tamamen ya kendinden yana veya kendisine dusman olanlar olarak mi goruyor?
- Durumu, olaylari ya tamamen felaket ya da tamamen ideal/ cok iyi olarak mi gorur sadece?
- Kendisini ya cok kusursuz ya da degersiz olarak mi gorur?
- Eger bir kisi yaninda, etrafinda degilse, onun kendisine olan sevgisini hatirlamakta gucluk mu cekiyor?
- Baskalarinin ya tamamen dogru ya da tamamen yanlis olduklarini mi dusunuyor?
- Dusunceleri, ne dusundugu o anda yaninda kim/kimler olduguna gore degisiyor mu?
- Insanlari ya cok idealize eder ya da tamamen degersizlestirir mi?
- Olaylari baska insanlardan cok farkli sekilde hatirlar veya bunlari hic hatirlayamaz bile mi?
- Kendi hareketlerinden baskalarini sorumlu tutar,davranislarina onlarin sebep olduklarina inanir veya baskalarinin davranislarindan dolayi kendisini gereginden fazla mi sorumlu hisseder ?
- Bir hatasini itiraf etmege istekli degildir veya yaptigi herseyin hata oldugunu mu dusunur?
- Inanclarini gerceklere dayandirmak yerine,hislerine mi dayandirir?
- Kendi davranislarinin baskalarinin ustundeki etkilerini farketmez mi?
BPD OLDUGUNU GOSTEREBILECEK DUYGULAR;
BU KISIDE SU DUYGULAR/HISLER VAR MI?
- En kucuk bir provokasyonda kendisini terk edilmis mi hissediyor?
- Duygulari dakikalar, saatler icinde cabucak asiri uclarda ve degisken mi?
- Duygularini yonetmek, kontrol altina almakta problemli mi?
- Duygulari o kadar yogun ki, mesela baskalarinin, hatta kendi cocuklarinin ihtiyaclarini bile kendi ihtiyaclarinin onunde tutamaz;kendi cocuklarini bile on plana alamaz
- Cogu zaman guvensiz ve supheci midir?
- Cogu zaman endiseli veya sinirli, rahatsizlik icinde midir?
- Cogunlukla kendisinde bosluk hisseder veya kendilerini yokmus gibi mi hisseder?
- Eger dikkatlerin merkezi kendisi degilse, kendisini reddedilmis mi hissediyor?
- Ofkesini, kizginligini uygunsuz sekilde mi ifade ediyor veya ofkesini ifade etmekte tamamen zorlaniyor mu?
- Hicbir zaman yeteri kadar sevgi, sefkat veya dikkat elde edemedigini mi dusunuyor?
- Sik sik, cogunlukla uzayda gibi, gercek degilmis gibi veya sanki bedeninde degilmis gibi mi hissediyor?
BPD OLABILECEGINI GOSTEREN DAVRANISLAR;
BU KISIDE SU DAVRANISLAR VAR MI?
- Baskalarinin kisisel sinirlarina saygili olmakta zorlaniyor mu?
- Kendisinin sahsi / kisisel sinirlarini tanimlamakta zorlaniyor mu?
- Cok fazla para harcamak, tehlikeli=riskli,ani ve dusuncesizce seks iliskilerinde bulunmak, fiziksel vs kavga etmek, kumar oynamak,ilac ve alkoller dahil bagimlilik, curetkar yani tehlikeli araba kullanmak, magazalardan vs birseyler calmak veya yemek bozukluklari gibi durumlara girip, bu ve bunun gibi davranislarla , ani-ve impalsif hareketlerle kendilerine zarar veren cesitli davranislar icine girer mi?
- Kasitli olarak kendisini mesela keser veya sigara vs ile yakar mi?
- Kendisini oldurmekle tehdit eder mi veya gercekten intahara tesebbus eder mi?
- Oteki kisinin kendi hayallerine gore olmasini istedigi kisi veya olmasini istedikleri iliskiler uzerine kurulmus fantazilere dayali iliskilere girmekte acele eder mi?
- Beklentilerini aniden degistirdigi icin karsinindaki kisinin ne yaparsa yapsin, yanlislik yaptigi ve hic dogru birsey yapamadigi duygusunu yasamasina mi sebep oluyor?
- Korkutucu, beklenmedik, onceden belli olmayan ve mantiga aykiri olan ofke nobetleri mi geciriyor veya ofkesini ifade etmekte hepten zorlaniyor mu?
- Baskalarini tirmalayarak, tekmeleyerek, vurarak vs baskalarini fiziksel olarak taciz mi ediyor?
- Gerek olmadigi halde krizler / icinden cikilmaz problemler mi yaratiyor veya kaotik, karmakarisik bir yasam mi suruyor?
- Tutarli olmayan veya onceden neden, niye , nasil davranacagi belli olmayan sekilde, beklenmedik tarzda mi hareket ediyor?
- Baskalarina bir cok yakin olmak sonra da ayni kisiden vs aniden uzaklasmak mi ister? (mesela hersey yolunda giderken kavga etmek, sonra iliskiye son verip, daha sonra da bir araya gelmek icin caba sarfeder)
- Onemsiz veya abartilmis nedenlerle ,olaylar yuzunden insanlari hayatlarindan cikartip atarlar mi?
- Bazi durumlarda yeterli ve kontrollu ama bazi durumlarda baskalarina karsi tamamen kontrol disi mi davraniyor?
- Baskalarina karsi acimasiz ve hatta haince suclayici, tenkit edici veya tacizkar mi?
- Bazilarina cok guzel yuzlerini gosterirlerken, cok iyi tanidiklari kisilere kelime- sozlerle asiri tacizkar mi? Saniyeler icinde bir moddan oteki duruma gecebilir mi?
- Kendi ihtiyaclarinin karsilanmasi, istediklerinin yapilmasi icin asiri sekillerde veya kontrol eder sekilde mi hareket etmekte?
- Kendisini ihmal edilmis hissettiginde, dikkatleri kendi ustune toplamak icin cok uygunsuz birsey mi soyler ya da uygunsuz birsey mi yapar?
- Baska insanlari yapmadiklari seylerle mi suclar-olmayan duygulari olmakla mi suclar-inanmadiklari seylere inandiklarini soyleyerek suclar?
BPD HASTALARININ VARSAYIMLARI SUNLARI DA ICINE ALABILIR;
- Hayatimdaki tum onemli kisiler tarafindan HERZAMAN,SUREKLI SEVILMELIYIM yoksa cok degersizim. Degerli bir insan olabilmek icin her yonlu cok yeterli olmaliyim.
- Bazi insanlar iyidirler ve onlarin herseyi mukemmeldir.Oteki insanlar tamamen kotudurler ve bunlar agir sekilde suclanmali ve cezalandirilmalidirlar bunun icin.
- Duygularimin nedeni her zaman harici olaylardir.Ve bu dis olaylara reaksiyon olarak yaptiklarim ve duygularim uzerinde benim hicbir kontrolum yoktur.
- Ben baskalarina bu kadar cok deger verirken ve beni terk etmelerini durdurmak icin elimden gelen herseyi caresizce yapmama ragmen, herkesi tek tek kaybediyorum ve kimsenin umurunda degilim.
- Eger birisi bana kotu davranirsa, ben de kotu olurum/ kotulesirim.
- Yalnizken, ben hickimse degilim (benligim yok); hicbirseyim.
- Ne olursa olsun beni sevecek, bana bakacak, hep verecek mukemmel birisini bulabildigim zaman ,sadece ve sadece o zaman mutlu olacagim. Ama boyle, buna yakin birisi de beni severse,o zaman da onlarda da bir yanlislik var demektir.
- Birisinden birseye ihtiyacim oldugunda ve elde edemedigimde hissettigim ofkeye tahammul edemiyorum. Bunu gidermek, yok etmek icin mutlaka birsey yapmam lazim.
BPD NIN SEMPTOMLARI NELERDIR?
BPD li kisilerde asagidaki semptomlardan birkaci-bircogu bir arada gorulur;
- Birkac saatten hatta birkac gune kadar surebilen cok yogun depresyonla yasanan mod-davranis degiskenlikleri, iritabil yani surekli endiseli-sinirli vs olmak, ve/veya endiselidir
- Uygunsuz ve cok yogun veya kontrol edilmeyen ofke nobetleri
- Para harcama, seks, bagimliliklar (alkol ve uyusturucular,ilaclar vs ) ,magazalardan birseyler calmak, sorumsuz ve tehlikeli araba kullanma, veya yeme beslenme bozukluklarindan olan durmak bilmeden yemek yemek =binge eating konularinda dusuncesizce , ani impalsiv davranislar
- Tekrarlayan intahar tehditleri veya kendine zarar verici davranislar (kesmeler,yakmalar vs)
- Stabil olmayan, insanlar hakkinda ya siyah veya sadece beyaz goruslerle,yogun iliskiler ve bezen de Ya “hepten iyidir” seklinde idealize etmek veya “hepten kotudur” seklinde degersizlestirmek
- Kendi insan goruntusu-kisiligi,benligi yani self imaji , uzun vadeli amaclari-hedefleri , arkadasliklari ve degerleri hakkinda cok belirgin ve israrli kararsizligi ,belirsizligi vardir
- Kronik can sikintisi veya boslukta olmak hisleri vardir
- Ya gercek veya hayali olarak, terk edilmek,yalniz kalmayi onlemek icin sonsuz cabalari vardir
BPD YE NE SEBEP OLUYOR?
BPD nin sebepleri belli degildir henuz,ama psikolojik ve biyolojik faktorlerin ilgili oldugu biliniyor.Ilk baslarda sizofreni ile sinirlari oldugu saniliyordu bu hastaligin,ama simdi BPD nin daha cok ciddi bir depresyon hastaligi oldugu dusunulmektedir. Bazi vakalarda, norolojik veya ADD denen dikkat eksikligi hastaligi rol oynamaktadir.Biyolojik problemler mod -davranislarin stabil olmamasina sebep olabilir ve de ani davranislari kontrol edememeye sebep olur ve bu da problemli iliskilere yol acar.Cocukken problemli psikolojik gelismeler, belki ihmal, taciz veya surekli bir anne-baba iliskisinde olmamak, yetersiz ve fonksiyonsuz aile iliskileri, cocukta kimlik ve kisilik problemlerine yol acabilir. BPD nin sebeplerini, psikolojik ve biyolojik faktorlerini netlestirmek icin daha cor arastirmaya ihtiyac vardir.
BPD NASIL TEDAVI EDILIR?
Psikoterapi ve ilaclarla birlikte yapilan tedavi BPD nin en iyi tedavisi,en basarili tedavisi olarak gorulmektedir.Ilaclar endiseyi , depresyonu ve yasami cikmaza sokan ani dusuncesiz-istenmeyen davranislari azaltmada yardimci olabilir.Dolayisi ile BPD semptomlarindan ilaclarla kurtulan kisiye, zararli dusunce sistemlerinde ve gunluk yasamini kesintiye ugratan iliskilerle basa cikmasina yardimci olur.
Ancak kisiye kazinmis olan karakter zorluklarini ilaclar duzeltmez. Uzun sureli ayakta-disarda psikoterapiler ve eger kisi dikkatle grupla uyumlandirilirsa, grup terapileri cok yardimci olabilir. Kisa sureli hastahanede yatmak asiri stresli ve ani zararli davranislarin goruldugu ve bagimlilik donemlerinde gerekli olabilir.
Bazi kisiler tedavilere cok iyi cevap verirken, genellikle tedaviler zor ve uzun vadelidir.Hastaligin semptomlari kolayca kisa surede degismezler ve genellikle de teraoileri-tedavileri engellerler,yarida biraktirirlar vs.Iyilesme donemleri , kotulesme donemleri ile arka arkaya gorulurler siklikla.Ama cok sansliyiz ki bu kisler uzun vadede BPD semptomlarinda onemli azalmalar gorecekler ve yasam fonksiyonlarinda da gelismeler yasanacaktir.
BPD ILE BIRLIKTE BASKA HASTALIKLAR DA GORULEBILIR MI?
Evet.Baska psikiyatrik hastaliklar-bozukluklar da var mi anlamak,karar vermek cok kriitik ve onemli bir konudur.BPD de cok ciddi depresyon hastaligi (buna bipolar da dahildir),yeme bozukluklari, alkol-ilac vs bagimliliklari da birlikte gorulur. BPD li kisilerin ortalama % 50 sinde ciddi depresyon epizodlari gorulur.Hatta bazen bu “normal” depresyon cok daha yogun ve sureklidir ve uyku ve istah bozukluklari gorulebilir veya daha da kotulesir.Bu semptomlar ve yukarda bahsedilen otekiler, tedavi gerektirebilir. Bazi kisilerde ise norolojik degerlendirme de gerekebilir.
BPD DE HANGI ILACLAR KULLANILMAKTADIR?
Antidepresyon ilaclari, antikonvalsiyon denen epileptik ilaclar, ve kisa sureli kullanilan noroleptik ilaclar BPD de sikca kullanilanlardirlar.Ilac kullanimi hakkindaki karar hasta ile terapisti/doktoru arasinda birlikte verilmelidir ve de kisinin yazilan ilaci yazildigi-verildigi gibi kullanmaya istekli oldugu da kontrol edilmeli-sorulmalidir.Hastaya ilacin muhtemel faydalari, riskleri ve yan etkileri ve ozellikle de fazla alinirsa yani overdose tehlikeleri tek tek, uzun uzun anlatilmalidir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/4/2007 - Sokaklar Tekin Değil
yüzüme sevgi dolu bakarken canımı acıtıyorsun, sokaklar tekin değil kuytu bir köşe bile bırakmadılar bize rasgele işlenen cinayette tek ipucu sözlerin onlar da konuştukça kusmuk gibi dilinde
sokaklar tekin değil, hava soğuk, üşürsün yün eldiven tak, parmak izin bulaşmasın kente haydi son kez sevişelim o yanlış evlerde o trenin vagonuna asalım derimizi nazlanma; yanlış bir adres daha ver bana bak bir elmanın tombul kurdu gibiyiz kırık bir şemsiyenin sapı gibiyiz senle
yüzüme sevgi dolu bakma; içimden silah sesleri geliyor bir adam bir sancıyı kudurtuyor içimde sokaklar tekin değil, zar tutarken hırpalanan biri var büyük bir ihtimalle
bir güle ceza veren yeniyetme çocukları olur olmaz yerlerde öldürmekten yoruldum olduğun gibi gel, olduğun yerde soyun! yani terli ve kırışık, yani solgun ve kirli yani tuzlu bir gölde biriken cesetler gibi benim dilim yetmez diye delileri topladım yalamaya hazırız çürüyen yerlerini
yüzüme sevgi dolu bakarken canımı acıtıyorsun, sokaklar tekin değil iyisi mi kendine çevir dur tüm serseri mermileri
ALTAY ÖKTEM
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/4/2007 - Manik Depresif Psikoz
|
MANİK DEPRESİF PSİKOZ NEDİR ?
(İki uçlu mizaç bozukluğu, bipolar duygulanım bozukluğu, psikoz manik depresif-PMD) |
Bu hastalık mani ve depresyon atakları ile karakterizedir. Hastanını duygulanımı mani dönemlerinde neşe, depresyon dönemlerinde umutsuzluk ve çökkünlükle karakterizedir. Ara dönemlerde kişi normale döner. Bazı hastalarda mani ve depresyon belirtileri bir arada görülürken, bazı hastalarda belirtiler hafif düzeydedir (hipomani). | |
| ******> |
| Toplumda görülme sıklığı %1-2’dir. Kadınlar ve erkeklerde eşit oranlarda görülür. Hastalar ilk atağı genelde yirmi yaşlarında geçirirler ancak daha önce veya daha sonra da olabilir. Beş altı yaşlarında veya elli yaşından sonra ilk atağını geçiren hastalara da rastlanabilmektedir. Bazen ilk atak depresyondur, bu durumda tanı koymak zordur ve genelde gecikir. Hastalığın ortaya çıkışı sıklıkla kişinin meslek ve eş seçimi dönemine rastlar ve kısa sürede tanı konulup önlem alınmazsa kişinin hayatında önemli sekeller bırakır. Hastalık taşkınlık yani mani döneminde ise aşırı para harcama cinsel ilgi ve aktivitede artma ile kişiye ve aileye ciddi maddi ve manevi zararlar verir. Çökkünlük dönemleri ise diğer depresyonlara göre daha ağırdır ve intihar riski daha yüksektir.
Hastalığın belirtileri, süresi ve şiddeti kişiden kişiye değişir. Bazı hastalarda mani bazılarında ise depresyon daha baskındır. Bazen de mani ve depresyon eşit oranda görülür. Ataklar birkaç günden birkaç aya kadar değişir. Özellikle tedavi edilmediğinde uzun sürer. Hastalar yaşamları boyunca ortalama 10 atak geçirirler ancak bundan az veya fazla sayıda atak olabilir. Atak sayısı arttıkça ataklar arasındaki süre kısalır. Bir yıl içinde dört veya daha fazla sayıda atak olduğunda hızlı döngülü mani olarak adlandırılır.
HASTALIK NEDEN ORTAYA ÇIKAR?
Pek çok rahatsızlıkta olduğu gibi bu hastalığın nedeni de tam olarak bilinememektedir. Diğer psikiyatrik hastalıklar içinde genetik geçişi en fazla olan rahatsızlık manidir. Hastaların %50’sinin anne veya babasında aynı hastalık olduğuı tespit edilmiştir. Tek yumurta ikizlerinden birinde mani olduğunda diğerinde mani görülme oranı %70 tir. Bu hastaların birinci derece yakınlarında mani ve depresyon görülme oranı normal topluma göre daha sıktır. Akrabalık derecesi azaldıkça risk azalmaktadır. Örneğin hastanın kuzeninin aynı hastalığa yakalanma riski kardeşine göre daha düşüktür.
Hastalığın beyindeki nörotransmitter dediğimiz maddelerin işlevlerinde bozulma ile ortaya çıktığı düşünülmektedir.
Bilgisayarlı tomografi ve MRI tetkiklerinde bu hastalarda bazı değişiklikler gözlenmektedir ancak bu hastalığa özgü bir değişiklik tespit edilememiştir. Yine EEG bulguları da bir özellik göstermemektedir.
Doğum sonrası hastalığın aktive olması hormonal değişikliklerin de rolü olduğunu düşündürmektedir.
Uykusuzluğun mani atağı ile yakın ilişkisi vardır. Hastalar genelde ilk atağın uykusuzlukla başladığını ifade ederler.
Multiple skleroz, kafa travması veya epilepsi gibi bazı hastalıklarda mani de görülebilmektedir. Yine bazı ilaçlarda mani ortaya çıkarabilmektedir.
MANİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Mani belirtileri şöyle özetlenebilir:
- Enerji artışı, kolay yorulmama,
- Aşırı neşelenme veya aşırı sinirlilik
- Dikkatin çabuk dağılması
- Uyku ihtiyacında azalma
- Muhakeme yeteneğinde bozulma, düşüncelerde aşırı artma
- Cinsel istek ve aktivitede artma
- Hastalığı kabul etmeme
- Aşırı para harcama
- Riskli davranışlar içine girme
- Konuşmada aşırı artma, konuşmanın bölünememesi, hızlı konuşma
- Kendine aşırı güven, kendini büyük ve önemli biri olarak görme
Bu belirtilerin tek başına bulunması bir anlam ifade etmez tanı koyabilmek için birkaçının bir arada olması ve bir süredir devam ediyor olması gerekir. Mani atağı hızlı başlangıçlıdır ve hastalar atağın uykusuzlukla başladığını ifade ederler. Kişi kendini aşırı iyi hisseder, dikkati çok artmıştır, kendine çok güvenmektedir ve sosyal ilişkileri kolayca kurar hale gelmiştir, çevredeki insanlara sataşma, laf atma sıktır.Başkalarının konuşmalarına katılır çevredekileri bu nedenle rahatsız ederler. Duygulanımda kişinin kendisini iyi hissetmesinin yanında ani duygu değişmeleri ve dengesizlik sıktır. Hasta gülerken aniden ağlamaya veya bağırmaya başlayabilir. Mani ve depresyonun birlikte bulunduğu durumda depresyon ve mani belirtileri aynı anda bir arada bulunabilir veya birinden diğerine geçiş sıktır. Hastalık ilerledikçe aşırı konuşma ve hareketlilikte artış görülür. Bazen konuşma o kadar artar ki kişi cümleleri tamamlayamaz olur, konuşmada birbiri ile bağlantısı olmayan kelimelerin art arda sıralanması dikkati çeker. Kişi önemli birisidir, önemli görevler üstlenmiştir, aklında gerçekleştirilmesi güç planlar vardır, hatta bu nedenle kendisine zarar vermeye veya yok etmeye çalışanlar vardır. Davranışlar kontrolsüzdür. Toplum kurallarını hiçe sayar. Karşı cinse sakıntılık edebilir, trafik kurallarını hiçe sayabilir. Aşırı para harcama, aşırı makyaj yapma, göze çarpan giysilerle dolaşma olabilir. Hasta ödeyemeyeceği borçlar altına girebilir, kredi kartlarını sonuna kadar kullanabilir. Yine kontrolsüz şekilde kumar oynayabilir. Gayrimenkullerini yok pahasına satmaya veya başkalarına bağışlamaya kalkabilir. Bazı hastalar kendilerini kontrol edebilmek için alkole yönelir. Bazen kişi gerçek hayatla ilgisini koparıp hayal dünyasında yaşamaya başlayabilir. Bu durumda şizofreniden ayrımı güçtür. Bazı bedensel hastalıklar ve ilaç kullanımlarında da benzer tablolar ortaya çıkabilir bunların ayrımı gerekir. Hastalar genelde hastalıklarının farkında değildir ve bu nednle doktora gelmek istemezler.
HİPOMANİ BELİRTİLERİ NELERDİR?
Hipomani belirtileri, maniye göre daha hafiftir. Sıklıkla hastalık olarak görülmeyip gözden kaçabilir. Atak sırasında aşağıdaki belirtilerden üçünün bir arada bulunması gerekir:
- Kişinin kendine güveninde aşırı artma
- Uyku ihtiyacında azalma
- Dikkatin kolayca dağılması
- Fiziksel ve zihinsel aktivitede aşırı artma
- Kötü sonuçlar doğurabilecek aktiviteler içine girme
Tanı koyabilmek için bu belirtilerin bir süredir devam ediyor olması gerekir. Hastalar genelde neşelidir, bazen neşe yerine aşırı sinirlilik olabilir. Konuşma artmış, hareketler hızlanmıştır. Hasta bir şey anlatırken bir başka konuya kolayca geçmekte, bazen knouştukları anlaşılması güç hale gelebilmektedir. Karşı cinse ilgi artmıştır. Cinsel istek ve aktivitelerde artış görülmektedir. Kişi sorumsuzca para harcayabilir. Ödeyemeyeceği borçlar altına girebilir, riskli işeri kolayca üstüne alabilir. Çok hızlı araba kullanabilir, karşı cinse sarkıntılık yapabilir. Bu nedenle polis ve yargı ile başı derde girebilir. Topluma uygun olmayan giysilerle dolaşma veya aşırı makyaj yapma görülebilir. Sosyal aktivitelerde artış mevcuttur. İnsanlarla kolayca ilişki kurabilir, çok arkadaş edinir, etrafa ilgi artmıştır. Bazen en ufak ayrıntılar dikkatini çeker, bu nedenle belli bir konu üzerinde uzun süre duramaz. Hastaların çoğunun içgörüsü yoktur. Hasta olduklarının farkında değildir veya hasta olduklarını kabul etmek istemezler.
DEPRESYON BELİRTİLERİ NELERDİR?
Mani hastalarında görülen depresyon belirtileri diğer depresyon ile aynıdır. Aradaki tek fark bu hastalarda depresyon ataklarından başka mani ataklarının da görülmesidir.
HASTALIĞIN SINIFLANDIRILMASI NASILDIR?
Atakların görülme şekli ve sürelerine göre hastalığı alt başlıklar halinde sınıflandırabiliriz:
1.Bipolar I bozukluk: Hasta en az bir mani veya karışık mani depresyon atağı geçirmiş olmalıdır. Hastanın depresyon atağı geçirmiş olması şart değildir.
2.Bipolar II bozukluk: Hastaların en az bir depresyon ve bir hipomani atağı geçirmiş olması gerekir. Hastanın mani atağı geçirmemiş olması gerekir. Bu hastalarda özellikle hipomani atağı daha zor tespit edilir ve tanı konması zordur.
3. Siklotimik bozukluk: En az iki yıldır devam eden depresyon ve hipomani atakları olmalıdır. Yine bu grupta da mani atağı geçirmemiş olmak gerekir.
Süresi ve görülüş zamanına göre de hastalık şu alt gruplara ayrılır:
- Hızlı döngülü mani: hastalar bir yıl içinde dört veya daha fazla sayıda atak geçirirler.
- Aşırı hızlı döngülü mani: bir hafta içinde dört veya daha fazla sayıda atak görülür. Bazen hasta bir gün içinde dört mani depresyon atağı geçirebilir.
- Mevsimsel özellik gösteren mani: bu hastalarda atakların ortaya çışı genelde belli mevsimlere rastlar.
- Doğum sonrası mani: doğumdan sonra dört hafta içinde hastalık görülür.
HASTALIKTA GİDİŞ VE SONLANIŞ NASILDIR?
Hastalık tedavi edilmediği taktirde genelde üç ay içinde kendiliğinden düzelir.
Tedavi ile hastaların çoğu birkaç ay içinde normal hayatlarına dönerler. Bununla birlikte hastalığın tekrarlama şansı yüksektir. Ataklar arası iyilik dönemlerinin süresini kestirmek zordur. Birkaç ataktan sonra genelde aradaki süre kısalır. Ortalama beş ataktan sonra ataklar arası süre sabitleşir ve genelde 6-9 aydır. Hastalığın seyrinin nasıl olacağını önceden belirlemek zordur. Hastalık çok geniş bir yelpazede kendini gösterir. Bazı hastalar tek bir atak geçirip bir daha uzun süre hastalanmayabilirler (%7). Bazı hastalar depresyon ve mani ataklarını arka arkaya geçirirler, bazen de hızlı döngülü mani dediğimiz durum ortaya çıkar ve hastalar gün içinde maniden depresyona değişim gösterirler. Sadece mani atağı geçiren hastalar %10-20 oranındadır. Geriye kalanlar mani ve depresyon atağını birlikte geçirirler. Erken yaşta başlayan ve ailesinde mani öyküsü olan hastalarda bu hastalığın süregenleşme olasılığı artar. Hastalık döneminde kişilerin alkol ve madde kullanımında artma olabilir. Hastalar yaşamları boyunca ortalama 10 atak geçirir, atak sayısı bundan az olabileceği gibi daha fazla da olabilir. Hastaların %15’i düzelir, %10’u süregenleşir, kalanında kısmi düzelme ve ataklar devam eder.
HASTALIK NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Hastalığın tedavisi iki aşamalıdır. Birinci aşamada var olan atak tedavi edilir. İkinci aşamada ise amaç tekrar atak geçirilmesini önlemektir. Atak sırasında hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gerekebilir.
Hastalığın en önemli özelliği koruyucu ilaç kullanımı ile atakların önlenebilmesidir. Bunun pek çok hasta için hayati önemi vardır. Her bir atak hastanın hayatında önemli izler bırakmaktadır. Okula devamsızlık nedeni ile okul başarısında düşme, aile içi sorunlar nedeni ile eşlerin arasının açılması veya boşanmalar, işini kaybetme, büyük borçlar altına girme görülebilmektedir. Hastalar yılda bir veya daha fazla sayıda atak geçiriyorsa koruma tedavisi gereklidir. Hastaların %60’ı lityum ile koruma tedavisine iyi yanıt verirler. Bu ilaçla koruma altına alınamayan hastalarda başka ilaçlarla koruma denenmelidir. Bu ilaçların önemli özelliği belli kan seviyelerinde etkili olmalarıdır. Belli değerlerin altında olduğunda ilaçların koruyucu etkisi olmamakta, bu değerlerin üzerine çıkıldığında yan etkiler ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle bu ilaçların düzenli olarak kullanılması ve belli aralıklarla kan kontrollerinin yapılması şarttır. Bu hastalıktan dolayı ölüm depresyon ve buna bağlı intihar nedeniyledir. Koruyucu tedaviye devam ederek, bu risk azaltılabilir. İlaç tedavisine ilave olarak psikoterapi önemlidir. Düzenli ilaç kullanarak ve doktor kontrolünde kalarak hayatını normal şekilde sürdüren çok sayıda hasta vardır | |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/4/2007 - BİR KADINI AĞLATMAK
 Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe! - İşte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte. Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok! Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu ağlatan, orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz, ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok kadın yapar kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler. Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren! Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki! Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları. Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra. Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler kendilerine sarılmayı... Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan... İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye; hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar. Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok ağladılar ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E.. o zaman niye sarılsınlar ki! Niye sarılalım ki! Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur. Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda kendilerine sarılırlar çünkü! AZİZ NESİN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/3/2007 - Loves Intorelable Pain
Bizim gölgede kalan tarafımızı reddedişimiz çoğunlukla bize karşı duruşunu sağlayacaktır
Onun ölmeye ihtiyacı yoktur ve sadece beynini uçması için özgür bırakır
Ya aşkın dayanılmaz acısı bizi hiç terk etmezse?
hayatının bu dünyadaki izi ne olacak?
Ya şimdi benim karanlık sanatım senin bedeninle ne yapacak?
Şimdi muhteşem bir şafakta tanrılar gibi yanyana yürüyoruz
Ya sevmemen gereken birisini seversen?
Ölen babanın senin için söyleceği son kelimeler ne olacak?
Ya şimdi genç aşıkların makyajları tamamlandı mı?
Ya aşkın dayanılmaz acısı bizi hiç terk etmezse?
Kanayan kalplerimizi yalnızlığın kayalarına çarpmalı mıyız?
Ve yukarıda hiddetle sırtını dönmüş lordlar için ağlamalı mıyız?
Kalpten
Kardan Kalpten
Buz Gelir
Ve Aşağıda Bir Yerlerde Parçalanır
Ruhtan
Aşkı Ses Olan Ruhtan
Soğuk Gelir
Ve Aşağıda Biryerlerde Donar
MY DYING BRIDE
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/3/2007 - İlahi Komedya - Dante'nin Cehennemi
CEHENNEM, Bölüm 1: Tarihçemsi
Evrende kötülük ne kadar genisse cehennem de o kadar genistir, ve bazi inanislarda madden derinlerde olan cehennem, her inanista “derin” bir konudur.
Temel inanis olarak cehennem; seytanin düstügü ya da efendisi oldugu, ve onu izleyenlerin, onun yolunda gidenlerin günahlarindan arinana kadar cezalandirilacaklari ve aci çekecekleri yer, bir baska deyisle kavramdir.
Ortaçagda Fransiz epik edebiyatinda “Sarazen”ler (O dönemlerde Hristiyanlarin Müslümanlara verdikleri isim) siyah derili, çarpik biçimli, uzun burunlu, büyük kulakli ve gözleri baslarinin arkasinda olan yaratiklardi. Sarazen bir lidere “Abisme” (abyss, abysmo) yani “Cehennem” denirdi. Bu inanista Abisme Hristiyanlari büyük keskin tirnaklariyla parçalardi.
Erken Ortaçag teologu John Scottus Eriugenaya göre cehennem bir yerden çok bir metafordu. Yani Tanri’nin bizimle bir bütün olma isteginden çok, kendi isteklerimize, bir baska deyisle arzularimiz için Tanridan yabancilasmaya çalismis oldugumuzu anlamaktir. “Çektigimiz azap yanlis seçimimizi sürekli bir fark edistir.”
Eski Ingilizce Incili denilen Exeter kitabinda cehennem grotesk bir canli olarak tasvir edilir. Kitaptaki “The Horrowing Of Hell” adli siirde de seytan ve cehennemin, Isa’nin gelecegini ögrenmeleriyle gerçeklestirdikleri tartisma anlatilir. Seytanin tutarsiz, cehennemin ise daha gerçekçi oldugu bu tartismanin bir kismi su sekildedir: Seytan: (hayretle) Bu isik da nedir? Cehennem: (umutsuz ve sert bir tavirla) Isa geliyor! Seytan: O halde onu ele geçirmeye hazir ol! Cehennem: Isa ne senden ne benden ne de ölümden korkar. Hiçbirsey ona karsi duramaz, seni ebedi sefalete götürecek. Seytan: Korkma.. Iskence edilip öldürülmesini saglamistim. Artik onu ele geçirecegim ve bizim kölemiz olacak. Cehennem: Zamaninda Lazarus’u (Isa’nin cehennemden kurtarip dirilttigine inanilan aziz) elimde tutamadim. Onu kurataran Isa simdi tüm azizleri kurtarmaya geliyor. Çabuk kapilara git ve gücün kaldiysa içeri girmesini önle!!
Isa’nin seytani cehenneme bagladigi inanci gelistikçe, insanlari ayartmak için havaya karisan ve diger zamanlarda da cehennemde dolanan “demon”larin varligi bir karmasa yaratmisti. Bu dügüme çözüm olarak da cehennemi bir yer olarak degil, Tanrinin varligindan mahrum olma durumu olarak düsünmeyi seçenler olmustu. Ancak ayrintiyi seven skolastikler hiçbir zaman bununla yetinmemislerdir.
Ileri Ortaçag edebiyat ve sahne sanatlarinda gerek cehennem gerekse seytan korkulan degil –ancak belki de korkuyla- dalga geçilen yarim akilli, aptal ve komik olarak halka gösterilmeye çalisilmistir. Cehennem bütün degerlerin tersine döndügü bir yerdir; her övgü bir küfür, her sarki bir kakafonidir: Chester’in “Lucifer” kitabindan: Seytan: Çünkü büyük hasetle, Asagilik ve rezil nefretle doluyum. Bir zamanlar benim oturdugum Gökte insan yasiyor.. Bu konuda ayrintici skolastiklerle ayni düsünen Dante Alighieri “Ilahi Komedya”sinda da ayrintinin özüne inerek 100 kantoluk, 14 233 dizelik siiri yazmistir. Dante mitolojiden etkilenmis ve mitolojiyi gerçek kabul ederek yazmistir. Onu anlamak için de mitoloji bilgisi gerekmektedir. Normalde 7 ölümcül günah oldugu varsayilirken Dante’nin cehennemi 9 halkalidir. Buradan da Isa’nin sayisi kabul edilen “7”yi cehennem basligi altinda kullanmayi istememesi sonucunu çikarabiliriz. Çünkü Dante bu baslik altinda asla ustasi Vergilius’un, sevdigi kadin Beatrice’in ve kendi adini da kullanmaz… Ki bunlar derin ve apayri bir altbaslik konusudur..
Unutmamalidir ki cehennem; sairin siirinde bile kendisini ve sevdiklerini yakistiramadigi bir yerken, insanlarin bizzat hayatinin içine geçme cüretini gösterebilecek kadar sinsi ve kurnazdir..
CEHENNEM, Bölüm 2: Dante’nin Cehennemi
7 Nisan 1300 tarihinde Dante’nin karanlık ormanda kaybolmasıyla başlayan uzun bir serüvendir İlahi Komedya. Şüphesiz en çarpıcı ve en çok tartışılan bölüm ise cehennemdir. Iced Earth gurubu da 16 küsür dakikalık şarkılarında (Dante’s Inferno) ana hatlarıyla anlatır bu serüveni..Through the fiery caverns we sail, Virgil (Latin ozan Vergilius) at my side, my guide, my master..
Dante cehennemi dünyanın merkezinde kabul eder. Şeytan cenetten kovulunca büyük bir hızla yer yüzüne düşer. Dünyaya tam Kudüs’ün (Jerusalem) zıt tarafından çakılır. Oluşturduğu derin çukurla, ve günahların en ağırıyla merkeze kadar iner. Çukurdan çıkan topraklarla da Araf dağı oluşur.
İşte bu derinlere doğru inen cehennem adındaki çukurun 1. halkası LİMBO’dur. Yer altı dünyasının kayıkçısı Kharon ile Akheron ırmağı (acılar ırmağı) geçilerek buraya ulaşılır. Cehennemin tek aydınlık yeridir. Çünkü buradakiler kötülüklerinden değil, İsa’dan önce doğmuş oldukları için vaftiz edilemediklerinden buradadırlar. Homeros, Horatius, Demokritos, Diogenes, Tales, Empedokles ve hatta bilginlerin bilgini kabul edilen Aristo buradaki erdemli ev sahiplerinden bazılarıdır.
Cehennem yargıcı Minos (boğasıyla –Minotaurus- ünlü Girit kralı), günahlarına göre acılı ruhları daha derin acılı dairelere yollar. 2.halka ŞEHVET düşkünlerinin dinmek bilmeyen bir fırtına ve karamsar bir hava ile sürüklenme cezalarını aldıkları yerdir. Asla dinmeyen rüzgar sadece dinlenmeye değil, bir gün kurtulmayı umut etmeye bile fırsat vermez. Kasırganın arasından Cleopatra ve Semiramisin çığlıkları da işitilir..
Soğuk bir yağmurun altında, leş kokulu çamurlaşmış toprakların arasında umutsuzca döner durur 3. dairenin acılı ruhları. OBURLUK günahıyla buraya gelenleri Kerberos (cerberos, cerberus: Cehennem bekçiliği yapan üç başlı köpek) susmak bilmeyen ulumalarıyla karşılar.
“Pape Satan, pape Satan aleppe” (değişik biçimlerde yorumlansa da ‘bizi rahat bırak şeytan’ anlamında) sözleriyle Pluton (Romalılarda cehennem tanrısı) çıkar karşımıza 4. dairenin başında. CİMRİler ve SAVURGANlar burada ağır yükleri göğüsleriyle iter bir yandan da birbirlerine çarpar, öfkeyle kavga ederler. Yükleri hiç eksilmez, çarpışmaları bitmez.
Acılar nehri Styxden 5. dairenin bekçisi Phlegyas’a (Apollonun Delphoi tapınağını yakan ve kızının ırzına geçen bu kişiyi Dante şeytan kılığına sokar) ulaşılır. ÖFKE’ye yenik düşenler burada Styxin sularından doğan çamurların içerisinde kendilerini dişlerler. Buradan,içinde sonsuza dek yanacak bir ateş olduğundan kırmızı görülen Dite kentine (Cehennemin daha altta bulunan son 4 dairesini kapsayan bölge) ulaşılır.
6. dairenin başında cehennemin 3 cadısı (Erinysler – intikam tanrıçaları- :Megaira, Alekto, Tisiphone) karşılar bizi. Medusayı anarlar taş kesilmesi için gelenlerin. SAPKINLAR burada açık mezarların içinde inlerler. Ve Arasat’tan (Kıyamet gününde ölülerin dirilerek toplanacakları vadi) dönüp mezarlarının kapatılacağı o günü beklerler.
Minotaurus’un (Minotaur= Girit kıralı Minos’un boğası) öfkesiyle yüzleştikten sonra 7. daireye doğru yol alınır. Karşılarına çıkan kentaurlardan (yarısı at yarısı insan yaratıklar) Akhilleus’u yetiştiren bilgili Kherion, Phlegeton nehrini geçerek yolu bulmaları için Nessos’u (hainliğinden dolayı Herkül tarafından öldürülen kentaur) rehber verir Dante ve Vergilius’un yanına. SALDIRGANLAR bu dairenin üç bölgesinde üç ayrı acı çekerler. Başkalarına acı verenler kan ırmağında haşlanır, canlarına kıyanlar acılı ağaçlara dönüşür ve Tanrı’yı küçümseyerek saldırganlık yapanlar bir ateş yağmuru altında kumlarda yuvarlanırlar.
10. daire on hendekten oluşur. 1. hendekte bir yandan kamçılanıp, bir yandan koşuşan kadın tellakları ve çapkınlar, 2. hendekte pisliğe ve boka gömülü dalkavuklar, 3. hendekte baş aşağı çukurlara gömülü din sömürücüleri, 4. hendekte başları sırtına dönük bir şekilde ağlayarak yürüyen medyum ve büyücüler, 5. hendekte yüzeye çıktıkça zebanilerin geri ittiği bir kaynar ziftteki kumarbaz ve rüşvetçiler, 6. hendekte ağır boyaları ve cüppeleriyle kıvranarak yürüyen ikiyüzlüler, 7. hendekte yılanların sokarak kül ettiği ve dirilip tekrar sokulan hırsızlar, 8. hendekte yandıkça yanan, yandıkça bitmeyen hileciler, 9. hendekte iç organları dışarıda, dış organları farklı yerlerinde bulunan bölücüler (Dante Hristiyanlığın üstüne bölücülükle başka bir din getirme planları kurduğunu düşünerek Hz. Muhammed’i de burada gördüğünü anlatmıştır), 10. hendekte ise kaşıntıdan derilerini yolan, vücutlarını parçalayan simyacılar ile zincirlere bağlı ve kuyuya gömülü devler bulunur.
Kendisine, vatanına, iyilik yapanlara, ailesine, ”yaratıcısına” ihanet eden HAİNler cehennemin 9. dairesinde, dünyanın tam merkezinde buzların içinde, mosmor kesilerek titrerler. Yahuda, Brutus ve pek çoklarının yanı sıra üç yöne bakan üç başıyla günahkarları çiğneyen Şeytan buradadır. *Lucifer ... angel of light cast below god of ice ruling hell unholy trinity the traitors freeze for all eternity Lucifer ... betrayer of God tormentor ruthless and cold Judas' screaming here in agony the traitors freeze for all eternity.. (*Iced Earth- Dante’s Inferno)
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/3/2007 - Nilgün Marmara
CANIM SIKINTI SINIRI
Aydınlıkta köhneliği belirginleşen ve kentte ve konutta hiçbir şey neyse ben oyum. Öylesine bağsız ve yeğniyim ki bu hafifliğin şiddetinin bedelini bir gün öderim diye düşünüyorum. Sanki varoluş beni cezalandırmak ister gibi; yoğunluğundan bana düşen payını benden geri alarak bu yoğunluğa, olur olmadık herkese ve her şeye fazlasıyla katlayarak sunuyor. Ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. Hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben. Yere göğe zamana denize kayalara ve kuşlara da dokunan aynı tanrı değil mi? Bu kutla tanrının yönetkenliğinde, olmayan ellerimle bir yok-tanrı'yı tutuyor ve ölçüyorum yokluğun ağırlığını. Kefe'lerinden birine onun oylumu pekâlâ sığıyor, diğerine duygular, duyumlar ve düşünceler yığılıyor, işte yetkin eşitlik...her gün her gece bu eşitliğin bilgisiyle geçiyor. Bir eskiciden satın alınmış bu teraziyi birgün başka bir eskiciye vereceğim, o gün, tozanlarım her bir yana dağılıp toprağın suyun ölümsüzlüğüne eklemlenecekler ve ben özgürleşeceğim.
Nilgün MARMARA
TOZ-DEM
Kısacıktı karşı yolculuklarımız kara ve deniz üzerinde-
Şafağın bodrumuna inerken sen, Hançerin ivmesiyle yükselirdim dul pencerelere.
Azıcıktı köpük boz denizde ve karada Koyu bir saatin içinden çıkılamadı bir an yine de!
Belki gülden kalma bir iz yanağındaki, Eski sabahın sarı gülünden üzerine deli gözünü bıraktığın...
Öldüğünde, çekmecemde duran bu göz, incelikle çıkarılacak, bir jiletin enginliğine, Çözülecek gizi O çarpık retinanın, ağ tabakanın...
Kasım, 1985 Nilgün MARMARA
TOMORROW WILL BE ANOTHER DAY -sevim'e-
Belki ona gideriz yarın, Belleksiz sevgiliye, Poplin elli korkak çocuğa, Duyarlığı, unutkanlığının kanı anaya- Ona belki gideriz yarın, Gören gözlü kör güzele, Çılgın gülüşlü bebeğe, Yüreği, sızlanan ruhunun göğü yavrucağa- Yarın gideriz belki ona, Unutuşun türküsü, bekleyiş tortusunda, Esnek kokulu çiçeğe, Kaynak bakışlı Venüs'e-
Ya nasıl dönüş sonra?
Nilgün MARMARA
KUĞU EZGİSİ
Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim, Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı bekçi gizleri.
Ne zamandır ertelediğim her acı, Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, -bu şiir - Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim, Dost kalmak zorunda bana ve sizlere!
Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o, uykusunu bölen derin arzudan. Büyüsünü bir içtenlikten alırsa Kendi saf şiddetini yaşar artık, -bu şiir - Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü, ulaşılamayanın boyun eğen yansısı, Sevda ile seslenir sizlere!
Nilgün MARMARA
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Neden siyah? Tabi binlerce nedeni olabilir... Dünya üzerinde hayatlari boyunca siyah giymeye karar vermi$ binlerce ki$i olmali. Benim de onlardan bir farkim yoktu bugune kadar. Nedenler o kadar da onemli degil. Nedenlerin degil, siyah rengin bir $ekilde bulu$turdugu insanlardik biz. Oncelikle karamsarlik ve umutsuzlugun simgesiydi siyah. Evet, bu nedenle giydim. Sonra geceye kari$manin ve $iddetin rengiydi. Bu nedenle de giydim. Sonra renkli insanlarin yaninda entelektuel olani gosterirdi siyah. Pembe kazak
Kategoriler
Arkadaşlarım
|